19 Ekim 2012 Cuma

Yollar...

Yol: Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. (TDK)
Boş boş bakıp da düşündüren ender güzelliklerden biridir yollar benim için. Bir çok hikaye saklıdır içinde. Fotoğraflarda bile en çok sevdiğim fotoğraflar yol fotoğraflarıdır hep ucu bucağı gözükmeyen nerede bittiği gözükmeyen yollar, hayatın ta kendisidir aslında. Yol şarkılarımız vardır, yol hikayelerimiz hepsi birer anıdır bizim için.
Benim gibi durağanlıktan sıkılan biri için çok şey ifade ederler. Yollar gitmek için vardır ya da gelmek için, yollar değişim için vardır, bir şeyleri değiştirmek için, yeni sayfalar açmak için. Üzerine kitap yazmaya çalışsan, hiç sıkıntı çekmeyeceğin bir konudur.
Sonsuzluk kavramı, insan beyninin limitlerini zorlamasına rağmen akıl sır erdiremediği bir kavramdır. Yollarda da bulurum o büyüleyici kavramı. Sonsuzluğu, o bitmek bilmez yollarda.
Yazılacak çok şey varken yazılarımı fazla uzun bulduğumdan kısa keseceğim bu sefer. Kaan Çaydamlı'nın, Afili Filintalardaki o efsane baş yazısıyla bitireceğim. hislerime tercüman olan...
Yol zamanın bir fonksiyonu değildir.
Hız yolun zamana bölünmüş halidir.
İvme ve sürtünme katsayısı bizi ilgilendirmez.
Yolda olmak bir hıza sahip olmayı gerektirir,
aksi durum yolda durmaktır.
Durmak sıkıcıdır.
Yolda durmak yolda olmak anlamına gelmez,
yolda durmak yolda durmak anlamına gelir.
Yolun bittiği yerde durulmaz.
Ya önce durulur ya durulmaz.
Bazen yolun kenarından renksiz duru sular akar.
O sularda balık da vardır.
Yolun yardığı tepelerin biri yeşil toprak diğeri bej olabilir.
Su aktığı yerin rengine bürünmez.
Ama sana öyle gelebilir.
Ayrıca yol bitmez.
O Labirentin duvarıdır…

















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder