Gecenin en güzel vaktinde, yazdıklarıma düzeltme yapıp, tekrar okumadan yazacağım yine... Affola, sürçi lisan edersek şimdiden. Zaten yazdıklarım da, birileri okusun diye yazılan şeyler değil diye belirtmiştim, kendime yazıyorum :) Bir nevi ruh halimin günlük defteri gibi bir şey olacak bu sayfa bu gidişle.
Boş bardaklarla süslenmiş bana göre gayet düzenli odamda; hafiften gelen tarzını bile bilmediğim müziğin tıngırtısı eşliğinde, yarısı benle bütünleşmiş kırmızı şarabımla bakışıyorum öylece. Özlemişim bu yalnızlığı, kafamı dinlemenin huzurunu... Hafiften de gece kafasıyla karışık, alkolün (0,8 lik özkütlesi sağolsun kanıma sudan daha çabuk karıştı) de bi nebze etkisiyle şu anda melankolinin dibine vurmuş bulunmaktayım. Ve cesaretim tavan yapmış bir şekilde, ulu orta söylemeye cesaret edemeyeceğim çoğu şeyi söylemenin eşiğindeyim. Hatta bazılarını söyleyeyim de... Kendimi sorguladığım şu dönemde şunu farkettim ki, ben eğer kız olsaydım belki de en son aşık olacağım kişi ben olurdum herhalde. Sadece erkeklere dediğim gibi :) "Benden çok iyi arkadaş olur,sevgili olmaz". Bir kıza, ilk başlarda hayatının en güzel anlarını yaşatabiliyorken, bir aydan sonra hayatı zehir eden bir insanım işte ben. Ben buyum, hiçbir zaman bir kızdan ayrıldığım için üzülmedim ama onları üzdüm diye çok üzüldüm. Bunu farkettiğim andan beridir belki kimseyi istemiyorum hayatımda artık.ben insanları mutlu edince mutlu olan, mutsuz edince mutsuz olan başkalarının hayatlarına göre yaşayan biriyim belki de. Bu yazı da gece yazılıp, sabah ne kadar saçmalamışım denilip silinecek bir yazı olacak muhtemelen ama...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder