Saat sabaha doğru 6'ya doğru gelirken bu sefer aldığım yüksek dozda kafeinin de yarattığı gece kafasıyla yazıyorum yazımı...Geçmişimle olan yüzleşmem bu aralar daha çok kendini gösterir oldu, hayli düşünmekten olsa gerek uyku sorunu yaşadığımı düşünüyorum.Bazen beynimi aldırmak istediğim oluyor, o zamanlardan biri de şu an içinde bulunduğum andır.Zaten bilim insanlarının dediğine göre insan hayvanı dediğimiz malukat beyninin %10'unu kullanıyormuş, ben de onların yalancısıyım ama bazen bu %10 bile fazla geliyor oldu bana sanki :) Yatağıma yattığımda saatlerce eski aşklarımı, pişmanlıklarımı, sevinçlerimi, özlemlerimi, gelecek kaygısını vs. birçok şeyi düşünmekten, kendimi elimde bir sigarayla odamın camında ya da evimin balkonunda uzaklara dalmış bakarken bulur oldum.Ben de bunları boş boş düşünüp duracağıma yazıya dökeyim dedim ve bundan ötürü şu an burada bir şeyler karalamaya çalışıyorum.Düşündüğüm o kadar çok şey var ki; bilhassa geçmiş hakkında.Ben geçmişte yaşamamayı yeğleyenlerdenimdir aslında ama geleceği şekillendirenin geçmiş olduğunu bilenlerdenimdir.Geçmiş; bir insanın temelidir ve sağlamlığını o belirler diye düşünüyorum.Ayakları yere basan sağlam karakterli, güçlü bir kişiliğe sahip olduğumu umuyorum ve bunu da geçmişte yaşattıklarım ve bana yaşatılanlardan kaynaklı olduğu kanısındayım.Yaşadığım her kötü olayda acıya duyarlılık frekansımın biraz daha yükseldiği ve kimilerinin ağlayıp sızladığı olayların bana ne kadar sıradan geldiğini farkettim.Geçmiş ile temel arasında bağlantı kurarken demek istediğim sağlamlık buydu tam anlamıyla.Artık eskisinden çok daha dayanıklıyım ve arkadaşlarımın dert yandığı çoğu soruna sıradanmış gözüyle bakar oldum.Bir yandan güzel bir şey gibi de gelse aslında belki de ben insansı duygularımı kaybetmeye başlar oldum.Hayatı çok severim, neşeli bir yapım vardır karamsar bir imaj yaratmak istemem ama bu temel sağlamlığı (görmüş, geçirmişlik mi desem bilemedim) hayatın heyecanı azaltır oldu sanki.Çoğu şeye üzülmemek, beraberinde çoğu şeye sevinmemeyi de getirdi gibi.Aşk acısı çekmiyorum artık çekmeyeceğimi de düşünüyorum ama aşk sevinci gibi bir şey de yaşamayacağım gibi geliyor.O heyecan sanki artık hiç olmayacakmış, bazı duygulardan mahrum kalcakmışım gibi geliyor hayatımın geri kalan kısmında.Zıtlar dengesi tam anlamıyla bu olsa gerek, hayat bir tahtaravalli sanki bir ucu yere değmeyecek şekilde dengede duran.Omzumuzdan attığımız yükün, karşıtını da atıyoruz aynı zamanda...
Tam olarak hiçbir zaman kendimi anlatamadığımı ve tam olarak hiçbir zaman anlaşılmadığımı düşünen biri olarak muhtemelen yine kendimi tam anlamıyla anlatamadım ve eğer bu yazıyı okuyorsanız beni tam olarak anlamadınız ama içimden geçenleri nü bir şekilde aktarmaya çalıştım yine, anlayana...
ya sen de mii.. ben de artık eskisi gibi aşık olamıycagmı düşünüyorum ve bu benim kalbimi yerinden oynatacak kadar canımı yakıyor.
YanıtlaSil