Bu aralar fazla melankolik bir havaya sahip olmakla birlikte, bohem bir hayat sürdürüyorum birkaç gündür. Nedenini bilmiyorum, belki biliyorum da kendime bile söylemek istemiyorum ama lanet olası bir ruh haline kavuştum iyice. Ama bu ruh hali beni, derin düşünmeye, hayatın gölgede kalan taraflarını görmeye itti biraz. Aslında her şey düşünmekle başladı, düşündükçe bazı gerçekleri gün yüzüne çıkardım hayatımdaki. Kandırılmışlıklarım aslında bana mutlu hayat sunan güzel yalanlarmış, öyle avunuyormuşum. Ta ki gerçeklerin korkunçluğuyla karşılaşana dek.
Memnunum aslında bu halimden her zaman gülen, güldüren biri olarak tanınsam da bu benim aslında reelist halim, her ne kadar lanet okusam da doğruları görmemi sağlayan halim. Çok genel konuşuyorum "ne saçmalıyor ulan bu" diyebilirsiniz ama isimler üzerinden gidemediğim için ister istemez böyle yazmak zorunda bırakıyor beni bu durum. Neyse konumuz bu değil aslında, sadece ruh halimin nedenini açıklamaya çalıştım anlaşılması zor bir biçimde.
Bugünkü konum sorumluluklar üzerine, beni şu hayatta en çok zorlayan beklentiler üzerine. Beni giderek boğan, insanların benden beklentileri üzerine...
O kadar çok insan var ki çevremde binlerce insanla muhattap oluyorum, çevrem övünmek gibi olmasın ama herkesin bildiği gibi kolay kolay kimsede olamayacak bir çevre ama bu güzel görünen özelliğimin aslında beni ne kadar da yorduğundan bahsetmek isteyeceğim. Genel olarak insanlara güven veren, hümanist, hoş sohbet bir yapım olduğunu düşünüyorum ve bu beni diğer insanların da sevmesini sağlayan bir güzellik olarak dönüyor bana. Ama bu insanların beni sevmesi ve benden karşılığında bir şeyler beklemesi o kadar çok yordu ki artık beni. Ailemin bir an önce okulumu bitirip, mesleğimi elime almamı istemesi (haklı olarak), arkadaşlarımın sürekli benle görüşmek üzere planlar yapması ve benim kimseyi kıramamdan kaynaklı çoğuna yetişmeye çalışmam ve yetişemediklerimin de "hep satıyorsun beni" tarzındaki veryansınları, kız arkadaşlarımın ise geleceğimin daha netlik kazanmadan benden gelecek ile ilgili beklentileri beni epey yordu ve her şeyi bırakıp gitme isteği doğurdu artık içimde. Aile, arkadaş, sevgili hepsine teker teker değineceğim bu yazımda.
İlk olarak ailemden başlamak istiyorum. Doğal olarak evladının, okuyup mesleğini eline almasını ister bir ebeveyn. Ama kişisel yapım gereği zevk almadığım bir şeyi kolay kolay yapabilen bir yapım yok malesef. Çok büyük konuşuyorum gibi olacak ama severek yaptığım işin, en iyisi olabileceğime inanırım hep ama ben severek yapabileceğim bir meslek tercihi yapmadım üniversiteye giderken. Daha doğrusu bilerek, isteyerek yazdım ama şimdi anladığım kadarıyla daha doğrusu iki yıldır anladığım kadarıyla paranın iyi bir şekilde döndüğü fakat zevk alarak yapamayacağım bir mesleğe yetiştiren bir bölümde okuyorum. Bu da benim derslerimin o kadar da iyi olmamasının en büyük nedeni diye düşünüyorum. Beni bilen bilir, hiçbir zaman paraya değer veren biri olmadın paranın ne kadar değerli bir kavram, madde olduğunu bildiğim halde. Amacım hiçbir zaman çok para kazanmak da olmadı, eğer mutlu olmayacaksam ne anlamı vardı ki paranın. O yüzden bu aralar gelecek hakkında, derin kaygılar barındırıyorum. Bazen bir bok olamayacağım galiba deyip karamsarlığa düşüyorum ama ben bu sektörde bir bok olamayacağım aslında. Ve kafamda son zamanlar öyle bir yerleşti ki bu düşünce başka sevebileceğim bir sektöre yönelip hayallerimin peşinden gitmeyi tercih edeceğim muhtemelen. Ama bu ileride fakir hayatı yaşamayı seçeceğim anlamına da gelmiyor tabi tam tersine severek yapacağım bir işte daha iyi yerlere gelebileceğimi düşünüp maddi yönden de daha güçlü olacağım anlamına geliyor. İşte bundandır ki ailemin benden beklediklerini karşılamakta zorlanıyorum ve sorumluluklarım yüzünden bu bölümü, bu sektörde çalışmasam dahi bir an önce bitirmeyi hedefliyorum. Ama okulun uzaması ve ailemin beklentileri beni bir hayli rahatsız edip, mutsuz yapıyor. Bu durumu ben de kendime yakıştıramıyorum tabi, bir an önce kendi maddi özgürlüğümü kazanıp iş hayatına atılmak istiyorum.
İkinci olarak arkadaşlarımın beklentilerinden bahsetmek istiyorum. Çok şükür çok sevilen biriyimdir. Elbet sevmeyen vardır, beni sevmeyenler olduğunu da biliyorum ama devede kulak misali kaldığı için pek kahale almıyorum, kendimi sevdirmeye uğraşmıyorum da zaten. Gel gelelim bu çok sevilme artık benim üzerimde baskı oluşturmaya başladı ve bundan cidden rahatsızlık duymaya başladım. "Amaaannn bu da dert mi" diyenler olabilir elbet ama çeşit çeşit insanla muhattap olmak, hepsinin derdine, mutluluğuna ortak olmak bir bedende onlarca insan yaşatıyor bana ve değer verdiklerimi de cidden kahale aldığım için bu durum beni çok yoruyor malesef. Hepsinin derdini kendi derdimmiş gibi yaşayıp, yardım etmeye çalışıyorum ve sanki şu ana kadar yüzlerce kez sevgilimden ayrılmış, onlarca kez anne, babam vefat etmiş, vs. dertler yaşamış gibi hissediyorum artık. Başkalarının mutluluklarına sevinmek teselli olsa da, yine de yetmiyor bu durumdan kurtulmama sıkıntılar daima baskın çıkıyor mutluluklardan. "Ulan sanane milletin hayatından ilgilenme herkesle" diyorum hep ama ilgisiz de olamıyorum işte. İlgilenmesem de, "Sen, bana benim sana verdiğim değeri vermiyorsun" tripleriyle karşılaşıyorum. Sen bana değer verebilirsin tamam kabul ben de değer veriyorum ama senin çok değer verdiğin beş insan varsa hayatta benim misli misli insan olduğu için o değeri gösteremiyorum işte bunu da anlatmakta zorlanıyorum. Daha sonra "hiç aramaz oldun hep biz mi arayacağız seni?, hani buluşacaktık yine satış, yine satış" gibi sözcükler duymaktan o kadar sıkıldım ki artık her şeyi, herkesi bırakmak istiyorum artık. Her nekadar dışarıdayken 23 yaşında bir birey nasıl davranırsa öyle davranmaya çalışsam da, çok yakın iki üç arkadaşımın bildiği gibi aslında 50 yaşındaki bir adam ruhunu taşıyor gibiyim. Bu durumu düzeltmek için her ne kadar çevremi sürekli daraltmaya çalışsam da, dünya nüfusu gibi gidenlerden çok gelenler daha fazla olduğu için bu durumdan da kurtulamıyorum.
Ve son olarak da şu ana kadar ki kız arkadaşlarımın beni boğan beklentilerine kısaca değinmek istiyorum. Bu arada evvela belirtmek isterim, bunu çok da dillendirdim zaten yakın çevreme yakın zamanda bir ilişki benim ve partnerim açından çok sakıncalı olacağını düşünerek hayatımı kimseyi sokmamayı düşünüyorum. O kadar insan uğraşımın içinde bu kadar emek gerektiren bir insan ikili ilişkisine gücüm yetmeyeceğini düşünüyorum. Zaten ilişkilerimin hepsinin kısa süreli olmasında da erken paydos edip kaçmaya çalışmam bunun doğru bir karar olduğunu gösterir nitelikte. Kısa süreli olmasının bir çok nedeni var aslında sadece uğraş gerektirmesi de değil tabi. Gerçek insanı bulmuşum sanıp kendimi çabuk kaptırmam ve ileride yanıldığımı farketmem en büyük nedeni olması lazım. Ve her ciddiye binen ilişkimde evlilik muhabbeti geçtiği zaman, korkup kaçmam da nicesi. Daha hangi mesleği bile seçeceğim belli değilken, ekonomik özgürlüğümü elime almamışken bu yaşta böyle planlar yapmak karşımdakini de üzmemek ve eğer evlenirsem doğacak çocuklarımın maddi yönden ihtiyaçlarını sorunsuz karşılayabilecek miyim kaygılarım yüzünden kimseye ümit vermeden kaçmayı yeğliyorum ben de. Elimde bir anahtarlık var ve o anahtarlıkta onlarca anahtar var. Ve sadece biri o kilidi açabiliyor ve o kilidi açanı bulana kadar hepsini deneyeceğim ben. Bir sürü yanlış anahtarı geride bıraktım, doğru anahtara giderek yaklaşıyorum ama ben bu yaşımda o doğru anahtarı bulabileceğimi düşünmüyorum. Aralarından sadece biriyle evlilik yapacağım ve daha o kişinin de denenmemiş bir anahtar olduğunu bilerek yoluma devam ediyorum şu an. Belki de bırakıp, denemeyeceğim artık o anahtarları kimseyle evlenmeyeceğim hatta. Şu an yorgun bir insan olarak doğru anahtarın zamansız gelmemesini temenni ediyorum sadece. Çünkü ben yine diyorum beklentilerden o kadar yoruldum ki, hayatıma girecek kişinin ilgisizsin artık demesiyle karşılaşacağımı biliyorum.
Hayata yüzeysel bakabilsem çok mutlu olacağım biliyorum ama ben bu değilim işte. Değişmek de istemiyorum mutsuz olacaksam da övündüğüm kişiliğimle mutsuz olmak istiyorum. Bayağı bir kafa ütüledim yine sadece içimdekileri dökmek istedim beni daha iyi anlayın diye. Hepinize saygılarımı sunuyorum, zaman ayırıp okuduğunuz için de teşekkürler..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder