9 Ocak 2013 Çarşamba

Adam Olmak

Başlık her ne kadar beni çok etkileyen, bana benim için çok önemli olan birini hatırlatan Rudyard Kipling'in yazdığı, Bülent Ecevit'in Türkçeye çevirdiği "Adam olmak" şiirini anımsatsa da bu yazıyı yazmama neden olan Ete Kurttekin'in "Benden Adam Olmaz" şarkısı oldu.
Uzun uzun zaman önce, benim için değerli ve bana şu ana kadar en çok değer veren insan tarafından ayrılırken işittiğim bir sözü anımsattı. "Senden adam olmaz.". O anın halet-i ruhiyesiyle haketmediğimi düşündüğüm fakat zamanla hak verdiğim bir sözdü sanırsam. Yoruma açık bir söz olduğunu düşünürüm, adam olmak teriminin standartları nelerdir başta onu irdelemek gerekir. O andaki derin hissiyat karmaşası içinde özümsemediğim bir sözdü, yaralanmanın sıcaklığıyla hissedilmeyen kurşunlar misali.
Günümüzde de çok kullandığımız sözler arasına girdi bu deyim hatta "adamın hasısın, adamın dibisin, adamın dip sosusun, adamın kare köküsün" gibi tanımlar pek de yabancı olduğumuz tanımlar değil. Peki nedir bu adam olmak? Sözlük anlamı: "Toplum tarafından genel olarak kabul görmüş bir ahlaka, kültüre, adaba ve tavra sahip olmak. Makbul olarak tanıtılan belli kalıpları üzerinde taşımaktır." şeklinde. Keza, "Okumuş ama adam olamamış" gibi sözcüklerden de çıkarabileceğimiz üzere adam olmak okullarda öğretilebilecek türden bir özellik de değil belli ki.
O sözü duyana kadar; iyi bir insan olduğumu, adam gibi adam olduğumu düşünürken değer verdiğim birinden duymak beni rencide etmekten öte adam olmadığım hissine kaptırdı zamanla. Yarı yolda terkedip gidenlerden olmuştum onun için, o yüzden haklıydı. Yani "adam olmak" göreceli bir kavramdı, başkası deseydi haketmediğimi düşünürdüm ama onun tarafından bakıldığında hakkını da veriyordum sözün. Arkadaşlık ilişkilerinde uzun ömürlü duracell piller gibi biri olsam da, ilişkilerimde sıradan çinko karbon pillerden farkım yoktu. Yara almış surattaki morluğu gizlemeye çalışan fondöten gibi, başka ilişkilerle kapatıyordum üstünü yara aldığım ilişkilerin. Birinin canını yaktıysam elbet bir sonraki benim canımı yakıyor, sonra ben sıradakinin, daha sonraki tekrar benim canımı yakıyor... Böyle danışıklı dövüşmüş gibi kendini tekrar edip sirkülasyon sağlanıyordu hayatta. Aldığım yaraları kapatmaya çalışa çalışa, tıpkı fondötenin yüzü zamanla eskittiği gibi bende eskiyordum zamanla.
Üzdüklerimize göre adam değil, bizi üzenlere göre bir avuntu kelimesi gibi bir iyi adamdık. Üzdüğümüzü düşündüklerimiz genelde iyi insanlar, bizi üzenler ise genelde kötü insanlar olmuştu gözümüzde. Hayatın düzeni bu olsa gerek iyiler, üzülen taraf oluyor malesef ama onlar adam oluyor işte!

2 yorum:

  1. Özgür, çok kafanı yorma ciğerim!... Ne demiş Tezer Özlü ablamız; '' Sen bir işe yaramaz değilsin, seni senden alan toplumdur''

    YanıtlaSil
  2. aynen haklısın abi, bu arada tezer özlü de ne güzel kadın öyle

    YanıtlaSil